Türkiye’de ve Dünya’da Çocuk İşçiler

Çocuk işçiliği, milyonlarca çocuğun geleceğini karartan en büyük insan hakları ihlallerinden biri olarak sürüyor.

ILO (Uluslararası Çalışma Örgütü) Çocuk işçiliğini; çocukları çocukluklarını yaşamaktan alıkoyan, potansiyellerini ve saygınlıklarını eksilten, fiziksel ve zihinsel gelişimlerine zarar veren işlerde çalıştırılmaları olarak tanımlamaktadır. 

Çocuk işçiliği ekonomik kriz dönemlerindeki ülkelerde yaygın olarak görülmektedir. Çocuklar, yasal olmayan, tehlikeli ve güvencesiz işlerde çalıştırılıyorlar. Çocukların çalışıyor olması, çalışma saatlerinin uzunluğu, ekonomik koşulların yetersizliği gibi nedenler okula devam etmelerini zorlaştırırken, onları yaşamın olağan akışından da koparmaktadır. İstatiksel verileri incelediğimizde özellikle ekonomik olarak dezavantajlı ailelerden gelen çocukların cinsel istismara ve insan ticaretine maruz kaldıklarını söyleyebiliriz. Düşük ücretlerle tehlikeli koşullarda çalıştırılan çocukların, ağır kimyasallarla temas etmeleri, ağır yük taşımaları ve yaralanma gibi riskli durumların içerisinde kalmaları sonucu bedensel ve ruhsal gelişimlerinin olumsuz etkilendiğini gözlemleyebiliyoruz.

Uluslararası çalışma örgütünün 2020 yılı tahmini verilerine göre dünyada yaklaşık 160 milyon çocuk işçi bulunmaktadır. Bu çocukların 97 milyonu erkek, 63 milyonu kız çocuklarından oluşmaktadır. 79 milyon çocuk ise tehlikeli işlerde çalıştırılmaktadır. 160 milyon çocuk işçiden 2 milyon kadarı ise Türkiye’de bulunmaktadır. Çocuk işçilerinin kırsal alandaki oranı kentlerdeki oranlara göre daha fazladır.

Türkiye’deki ekonomik krizin derinleşmesi bu sorunu her geçen gün daha da büyütmektedir. TÜİK’in verilerine göre Türkiye’de çalışan çocukların %30,8’i tarım, %23,7’si sanayi %45,5’i ise hizmet sektöründe yer alıyor. Yaş grubuna göre incelendiğinde ise 5-14 yaş grubunda çalışan çocukların %64,1 ile tarım sektöründe 15-17 yaş grubunda çalışan çocukların ise %51,0 ile hizmet sektöründe ağırlık kazandığı görülüyor. Okula gitmesi gereken çocuklar çalışma yaşamı içerisinde her türlü sömürüye maruz kalmaktadırlar.

Çocukların oyun oynayarak, okula giderek geçirmeleri gereken zamanlarda çalışma hayatının içerisinde olmaları sosyal eşitsizliklerin derinleşmesine neden olmaktadır. Psikolojik baskılar ve stres, çocukların duygusal durumunu zayıflatırken, sosyal hayattan dışlanmalarına ve sosyal hayattan izole olmalarına neden olmaktadır. Tüm bu zorluklar, çocukların hayata dair umutlarını ve hayallerini yok etmekte, sağlıklı bir birey olarak gelişmelerini engellemektedir. Tüm bu sorunlar doğrultusunda çocuk işçiliğiyle mücadele etmek ve çocukların haklarını korumak için yapılması gerekenler;

  1. Yasal düzenlemeler yapmak ve uygulamak,
  2. Eğitimde fırsat eşitliği sağlamak,
  3. Ailelere ekonomik ve psikososyal destek vermek,
  4. Çocuk işçiliğini teşvik eden endüstrilerin denetimini yapmak,
  5. Çocuk işçilikle ilgili verilerin toplanması ve güncel olmasını sağlamak,
  6. Toplumu bilinçlendirecek kampanyaları arttırmak,
  7. Uluslararası iş birliğini geliştirmek,
  8. Sivil toplum ve yerel kuruluşların güçlendirilmek,
  9. İşveren ve tüketicilerin sorumluluklarını belirtmek ve denetlemek çocuk işçiliğinin engellenebilmesi açısından gereklidir. Toplum olarak bu soruna karşı etkin önlemler almak gelecek nesillerin sağlıklı, başarılı, bilinçli yetişmesinde büyük önem taşır. Atılacak adımlar hem bireysel hem de toplumsal olarak daha umut dolu bir geleceğin kapısını aralayacaktır.