Aramızdan Ayrılışının 6. Yılında Ara Güler

Ülkemizin değerli gayrimüslimlerinden Ara Güler, 16 Ağustos 1928 yılında İstanbul’un Beyoğlu ilçesinde doğdu. Lisedeyken film stüdyolarında sinemacılığın her dalında çalışıp, bir yandan da Muhsin Ertuğrul’un Tiyatro Kurslarına devam etmişti çünkü hayalleri arasında yönetmen ya da oyun yazarı olmak vardı. Hayatının her döneminde yorulmadan çalışan Güler, her anı yakalama azmiyle hep büyük başarılar elde etmiş.

İstanbul üniversitesinde İktisat fakültesinde okurken aynı zaman Yeni İstanbul Gazetesi’nde de gazetecelik yapmış. 1953 yılında Henri Cartier Bresson ile tanışarak Paris Magnum Ajansı’na katılır. İngiltere’de yayımlanan “Photography Annual Antalojisi” onu dünyanın en iyi 7 fotoğrafçısından biri olarak tanımlar. Aynı yıl ASMP’ye (Amerikan Dergi Fotoğrafçıları Derneği) tek Türk üye olarak kabul edilir. Hayat Dergisi’nde fotoğraf bölümün şefliğini yapan Ara Güler, 1958′ yılında Time-Life, Paris-Match ve Der Stern dergilerinin yakın doğu foto-muhabirliği görevlerine getirilir. Görevi süresince dünyada ünlü pek çok isimle röportajlar yapmış, onların fotoğraflarını çekmiş. Bu isimlerin başında İsmet İnönü, Winston Churchill, Indira Gandi, John Berger, Bertrand Russel, Bill Brandt, Alfred Hitchcock, Ansel Adams, Imogen Cunningham, Salvador Dali ve Picasso gibi önemli kişiler yer alıyor. En ünlüsü de fotoğrafçılara poz vermeyen Picasso’nun röportajıdır.

Ara Güler, Türkiye’nin en önemli fotoğraf sanatçılarından biri olarak, “İstanbul’un gözü” unvanıyla hafızalarda yer etti. Fotoğraflarıyla sadece bir dönemin tanıklığını yapmakla kalmadı, aynı zamanda insanların ruhunu, şehirlerin hikayelerini ve yaşanmışlıkları kadrajına sığdırdı. Özellikle İstanbul’u bir belgesel niteliğinde ölümsüzleştiren çalışmaları, sanat ve tarih açısından paha biçilemez bir miras bıraktı. Ara Güler’in ölüm yıl dönümü, yalnızca bir ustayı anmak değil, onun zamansız ve duygusal bakış açısıyla tanıklık ettiği dünyayı tekrar hatırlamak için önemli bir fırsat.

Onun karelerinde gördüğümüz insan hikayeleri, bugün hala bize çok şey anlatıyor. Bu özel günde, sadece Güler’i değil, onun aracılığıyla ölümsüzleşen bu hikayeleri de anıyoruz.