Beat kuşağı, 1950 – 1960 yılları arasında Amerika’da etkili olan edebi, kültürel ve toplumsal bir hareketliliktir. Kuşağın temeli, 1929 ekonomik bunalımdan etkilenen ve günlerini farklı eyaletlerde kaçak bir trenle iş arayarak geçiren bir grup demir yolu işçisine dayanmaktadır. Bu işçilerin yolculukları boyunca edindikleri tecrübelerin zamanla yaşam tarzı haline gelmesi nesilleri etkileyecek bir akımın başlangıcı olacaktır.
Sınır tanımayan, otoriteyi reddeden, birlikte yaşamı benimseyen özgürlükçü bir hareket olan Beat akımı, faşizm ve kapitalizme karşı bireyin özgürlüğünü savunan bir anlayıştır. Budizmin Zen felsefesiyle hareket eden akımın temsilcileri yolların sonu gelmeyen bir arayışı betimlediğine inanırlar ve meditasyonlarla yaşamı anlamaya, deneyimlemeye ve basitleştirmeye çalışırlar.
1950’lere gelindiğinde Amerikada ki popüler kültür ve tüketim kültürünün yaratmış olduğu ortamdan ve Amerikan edebiyatının tutucu tavrından rahatsız olan Colombia üniversitesinden bir grup edebiyatçı genç, içinde bulundukları düzene isyan etmeye başlar. Arayış içerisine giren bu gençler, alışılmış yaşam biçimlerine, popüler olan her şeye, normlara, değerlere ve sisteme karşı gelirler. Amaçsızca, hiçbir şeyi umursamdan, çabalamadan, bohemlikle ve istedikleri gibi yaşamaya başlarlar. Bir süre sonra demiryolu işçileri gibi Amerika’nın bir çok yerini dolaşacakları bir yolculuğa çıkarlar. Otostoplarla ilerlettikleri bu yolculuklarda edindikleri deneyimleri kaleme alarak, kendine has edebi bir oluşumun içerisine girerler. Ve böylece dünyanın bir çok yerini etkileyecek olan Beat Kuşağı akımı başlamış olur.
Kalıpları reddeden Beat akımı, sanatın bir çok alanını etkilesede en fazla etkiyi edebiyatta hissettirir. Akım, yer altı edebiyatı olarak da adlandırılmaktadır. Grubun parçası olan kişiler benzer duygular düşünceler etrafında değilde daha çok yaşadıkları karmaşalarla, var olamama durumları ve parçalanmış kimlikleri ile biliniyorlar.Yolculukları boyunca, Zen Budizmi etkisinde, baskı ve otoriteden uzak, popüler kültüre karşı eleştirel bir tutum benimsemiş; müzik, edebiyat, madde kullanımı ve özgür cinsellik anlayışını esas alarak, tüketici toplum kültürüne ve toplumsal tabulara karşı bir duruş sergilemişlerdir.Kısacası tutkulu diyalog, açık cinsellik ve uyuşturucu madde kullanımı deneyimleriyle ilgilenmişler. Beat akımı zamanla toplumda etkisini göstermeye başlar. Özellikle dönemin gençlerinde sorgulamalar ve arayışlar başlar. Gençler, hayatın sıkıcılığından ve durağanlığından uzaklaşmak için daha özgürlükçü bir başkaldırıyla beat akımı ile tanışırlar.Dolayısıyla 1960’larda binlerce gencin Hindistan’a doğru yola çıkması bu başkaldırının sonuçlarından biriydi.
Kuşağın en bilinen temsilicisi Jack Kerouac’tur(1922-1969). Beat kuşağı kavramını ilk kez kullanan Kerouac, “yorgun” anlamına gelen kavramı, zamanla “mutlu eden” anlamına gelecek şekilde değiştirir. Akımın içerisinde Kerouac’ın dışında, Allen Ginsberg (1926-1997), William S. Burroughs (1914-1997) Lawrence Ferlinghetti (1919-2020) gibi isimler yer alır. Jack Kerouac’ın Yolda (On the Road, 1957) ve Zen Kaçıkları (Dharma Bums, 1958), Allen Ginsberg’in Uluma (Howl, 1956) ve William S.Burroughs’un Çıplak Şölen (Naked Lunch, 1959) adlı eserleri akımın önemli yapıtlardır. Bu isimler çıktıkları yolculukları özgün ve kalıpların dışında bir hale getirerek felsefik bir tavır içerisine girerler. Edebiyat onlar için hareket halinde olmak demektir. Bu sebeple eserlerini yollarda seyir halindeyken üretirler. Bazı temsilcileri ise romanlardaki hayatı yaşamayı tercih ederler.
Müzikte modern caz etkisinde kalan Beat Kuşağı, edebiyat anlayışıyla aynı tutum içerisine girer. Hatta dönemin bir çok caz sanatçısı, muhalif, hayatı uçlarda yaşayan, uyuşturucu madde kullanan kişilerdir. 1960’ların önemli müzisyenlerinden olan The Doors, Bob Dylan, The Rolling Stones, The Beatles, Pink Floyd gibi isimler müziğin Beat Kuşağı temsilcileri arasında gösterilirler. Tıpkı edebiyatçılar gibi geleneklere, sınırlara ve sisteme karşı gelirler.
Beat Kuşağı, sadece bir edebi hareket değildir. Tüm bunların ötesinde, toplumu ve birey olmayı sorgulayan kültürel bir aykırılığı ifade eder. Hem dönemin toplumsal yapısına hem de edebiyatın genel anlayışına karşı bir meydan okuma olarak, çağdaş edebiyatın ve kültürün şekillenmesinde önemli bir rol oynamıştır. Günümüzde Beat Kuşağı’nın eserleri, hem tarihsel hem de sanatsal değerleriyle edebiyat dünyasını hala etkilemektedir.






Cevap Yaz
Yorumları Görüntüle