Günümüzde yaşıyor olsa belki de insanların deli olarak itham edeceği ard izlenimci (Post Empresyonist) ünlü ressam Vincent Van Gogh 30 Mart 1853 yılında Hollanda da dünyaya gelmiştir. Adını ölü doğan abisinden alır. Ailesinin kökenleri 16.yy kadar dayanır. Akıl sağlığı problemleri aile soyundan gelir. Kardeşi Theo’ya yazmış olduğu 600 mektup yaşamı hakkında bize önemli bilgiler vermektedir. Kendisi çocukluğunu abisi Theo’ya yazmış olduğu mektuplarda soğuk kasvetli ve kısır olarak tanımlamıştır. Modern sanatın temellerini atan ünlü ressam sanat tarihinde batı dünyasının en etkili isimlerindendir. Vincent farklı renkleri, sert fırça darbeleri ile diğer ressamlardan ayrılır. Van Gogh’un 2.100 kadar resmi bulunmaktadır. Henüz on beş yaşındayken sanat simsarlığı ile tanışan Vincent, gönüllü öğretmenlik, rahiplik, misyonerlik gibi çeşitli işlerde çalışmıştır. Vaizlik yaptığı dönemlerde incili kendi eliyle yazmış ve bazı yerlerini kendi istediği gibi değiştirmiştir. 1884 Ağustos ayından itibaren kendisinden 10 yaş büyük komşu kızı Margot Begemann ile bir ilişki yaşamaya başladı. Evlenmek isteseler de ikisinin de ailesi bunu istemedi. Genelde çocuklu ve kendinden yaşça büyük olan kadınlarla ilişki yaşamıştır. Yaşadığı ilişkilerde kendisine daima anne aramıştır. Çoğunlukla karakalem yaptığı çalışmalarda maden işçilerini, köylüleri ve emekçi tüm işçileri konu etmeye çalışır. Van Gogh’un iletişim probleminin olması onun çok resim yapmasına ancak satamamasına neden olmuştur. 1885 yılı Mayıs ayında Van Gogh önemli eserlerinden olan “Patates Yiyenler” i yapmıştır. Bu eserde elleriyle toprağı kazan insanların, elle çalışmalarını ve namusuyla para kazandıklarını anlatmaya çalışır. Van Gogh deliliğine rağmen resim yapmış ressamlardandır. Resimlerinde doğa karşısındaki durumunu resmetmeye hissettirmeye çalışmıştır. Kardeşi Theo’dan gelen paraları boyalarına ve malzemelerine harcar. Öyle ki bir nokta da artık para yetmemeye başlayınca model tutamaz ve 37 adet kendi oto portresini yapar.
Van Gogh 1887 yılının Kasım ayında Paris’i ziyaret eden Paul Gauguin ile tanışır ve çok etkilenir. Resimler de daha parlak renkler kullanmaya başlar. Bu dönemde zeytin ağaçları, ay çiçekleri, buğday tarlaları ve selviler eserlerine konu olur. Gauguin ile 9 hafta boyunca resim yaparlar. “Arles’ daki Yatak Odası” adlı eserini Paul Gauguin’i beklerken yapmıştır. Onların arasında karmaşık bir ilişki vardır. Van Gogh Gauguin’in kendisini terk etmesi korkusuyla yaşar. Bir gün aralarında geçen tartışma sonrası Van Gogh bazı sesler duyar ve kulağını ustura ile keser. Kulağını bir kağıda sararak genel evde Gauguin ile görüldüğü söylenen bir kadına götürür. Rachel adındaki kadın bu olay üzerine polise haber vererek ünlü ressamın hastaneye yatırılmasını sağladı. Bir süre hastanede kalan ünlü ressamın evi, ona kızıl saçlı deli diyen kasaba halkının şikayetleri üzerine kapatıldı. Burada birkaç ay kalan Vincent, kendi isteği üzerine akıl hastanesine yatmaya karar verdi. İki parmaklıklı hücresinin bir odasını atölye olarak kullanıp burada da eserlerini yaratamaya devam etmiştir. Van Gogh onu hiçbir zaman memnun etmeyen hayatına, henüz 37 yaşındayken, kendini göğsünden vurarak cevap vermiş ve intihar etmiştir. Kendini vurduktan saatler sonra kalp atışı tamamen duran Van Gogh, 29 Temmuz 1890’da hayata veda etti.
Resimlerimin satmadığı gerçeğini değiştiremem ama insanlar zamanla resimlerimin üzerinde kullanılan boyadan çok daha değerli olduğunu anlayacaklar
Van Gogh






Cevap Yaz
Yorumları Görüntüle