Frida Kahlo popüler kültürün en büyük sembollerinden biridir. Bazen bir çanta baskısında ya da kupa bardakların üstünde resmini görebiliriz. Hayatı bu süslü objelerden ibaretmiş gibi gözükür. Oysa Time dergisi Kahlo’nun sanatını fırça ve boya ile yazılmış acı verici bir otobiyografi olarak özetler.
Magdalena Carmen Frida Kahlo Calderon 6 Temmuz 1907 tarihinde Meskika’da dünyaya gelmiştir. Babası Alman annesi Meksika’lıdır. Devrimci bir ressamdır ve en büyük hayali devrimdir. İçine kapanık bir çocukluk geçiren Frida altı yaşında hayatının ilk travması olan çocuk felcini geçirir. Daha sonra hayatının ikinci travması olan ölümcül bir trafik kazası geçirir. Uzun vadeli bedensel ve psikolojik sonuçlarıyla yaşadığı travmalarla Frida’nın hayatı şekillenmiştir. Kazada tramvayın demir çubuklarından birisi Frida’nın sol kalçasından girip leğen kemiğinden çıkmıştı. Omurgası kırılmıştı. Hayatı korseler, hastaneler ve yatağı arasında geçen Frida otuz iki kez ameliyat edilmiştir. Çocuk felci nedeniyle de sakat olan sağ bacağı 1954 yılında kangren yüzünden kesilmiştir. Bu hastalık sonucu bir bacağı engelli kaldığından kendisine “Tahra bacak Frida” denmiştir. Kahlo’nun resimlerinin çoğunda çocuk felci geçiren bacağını kanarken, sargılı halde veya kesilmiş olarak gösterir. Frida kazadan önce “Ulusal Hazırlık Okulun” da okuyordu. Tıp alanında kariyer yapmayı planlıyordu. Ancak kaza onu bu hayalinden uzaklaştırmıştı. Kazadan bir ay sonra hastaneden çıkan Kahlo, ailesinin teşviki ile sıkıntı ve acıdan kaçmak için resim yapmaya başladı. Yatağının tavanındaki aynaya bakarak oto-portreler yaptı. İlk otoportresi, “Kadife Elbiseli Otoportre”dir. Bu resimde Frida sağlıklı ve güzel görünmeye çalışır. 1928 yılının başlarında Komünist Partiye katılır ve burada en büyük aşkı Diego Rivera ile tanışır. Frida’nın günlüğüne yazdığı şu sözler sevgisinin büyüklüğünü gösterir: “Başlangıç Diego, Çocuğum Diego, Yapıcı Diego, Ressam Diego, Babam Diego, Oğlum Diego, Sevgilim Diego, Kocam Diego, Dostum Diego, Anam Diego, Ben Diego, Evren Diego.”
Diego hiç bir zaman Frida’ya aşık olmamıştır, daima onu koruyan kollayan konumdadır. Evliliklerinin portresini resmeder. 1932 yılına gelindiğinde Frida hamiledir. 4 Temmuz 1932 de çocuğunu kaybeder. Henry Ford hastanesinde zorlu günler geçirir. Bu acı duyguları kan gölü bir yatağın içinde kendini resmederek anlatmaya çalışır. Evliliklerinde Rivera’nın sadakatsizliği Frida’yı derinden etkiliyordu. Diego’nun Frida’nın kardeşi Cristina ile olan ilişkisi Frida için adeta bir yıkımdı. Frida Kahlo bu olaydan sonra erkeklerle de, kadınlarla da birçok ilişki yaşadı. En önemli ilişkisi sürgündeki Rus devrimci Lev Troçki ile olandı. Bu ilişkiyi Troçki’nin eşinin fark etmesi üzerine Frida, Troçki’den ayrılmıştır. 1939 yılının sonunda Frida ve Diego’nun evliliği son bulmuştur. Ancak 1 yıl sonra yeniden evlenirler. Bu süreçte üzüntü ve yaşadığı travmalar nedeniyle sık sık sağlığı bozulan Frida, dayanılmaz acılarla başa çıkmak için doktorlarının yasaklamalarına rağmen bütün gücüyle resim yapmış. Son yılını çelik korse ile yatalak olarak geçirmiştir. 1954 yılına gelindiğinde Frida artık yaşamdan iyice yorulmuştur. Her ne kadar intihar ettiği düşünülse de acılar içerisinde akciğer embolisi nedeni ile 13 temmuz günü hayata veda etmiştir. Geriye sadece doğduğu, yaşadığı, büyüdüğü eve bırakılan külleri kalmıştır…
Viva La Vida Frida…






Cevap Yaz
Yorumları Görüntüle