SEÇKİNLER VE SİYASAL SEÇKİNLER

İçerik Başlıkları

Seçkin nedir ve kime siyasal seçkin denir?  Tam olarak bir seçkin tanımı yapmak mümkün değil. Çünkü zaman içerisinde dönemin koşulları ve toplumsal gelişmelere bağlı olarak seçkin kavramı değişmiştir. Ancak genel ifadeyle seçkin nedir sorusuna karşılık yapılan tanımlardan bazıları şu şekildedir; Seçkin, benzerleri arasında üstün nitelikleriyle göze çarpan kişiler veya belli gruplardır. Başka bir tanımda ise siyaset vb. kurumlarda büyük oranda sermaye ve iktidarı elinde tutan küçük insan guruplarıdır. Kısaca seçkini, toplumda zenginlik, güç, bilgi ve değer bakımından etkin başarıya ulaşmış kişiler olarak değerlendirebiliriz. Yani seçkinler, genellikle ekonomik, politik veya kültürel alanlarda etkili olan ve bu alanlarda belirleyici rol oynayan insanları ifade eder. Bu tanımlamaların içerisine iktidarı elinde tutan ve siyasete doğrudan veya dolaylı olarak yön veren siyasal seçkinleri de ekleyebiliriz.

Peki bu siyasal seçkinler kimlerden oluşuyor ve toplumdaki konumları nasıl belirleniyor? Bu sorular çerçevesinden baktığımızda siyasal seçkinin toplumdaki yerinin, yetkilerinin ve iktidarının her zaman tartışıldığını görüyoruz. Bu tartışmalar neticesinde birçok düşünür belirli yaklaşımlar geliştirerek siyasal seçkinler kavramını daha anlaşılır hale getirmeye çalışmışlar. İşte bunlardan ilki klasik seçkinci yaklaşımdır. Bu yaklaşım, toplumda belirli bir grubun karar alma ve toplumsal güç süreçlerinde oynadığı rolün önemli olduğunu savunur. Siyaset sosyolojisi üzerine araştırmalar yapan Prof.dr. Feride Acar, klasik seçkincilerde ikili bir iktidar yapısı olduğunu ileri sürer. Bu yapının bir tarafında siyasal liderliği bulunan ve kontrolü elinde tutan örgütlü azınlık varken, diğer tarafta ise beceriksiz, siyasal olgunluğu bulunmayan, yönlendirilebilen, örgütlenmemiş kalabalık bir kitlenin olduğunu iddia eder.  Feride Acar’ın anlaşılır hale getirdiği klasik seçkinci kavramının temsilcileri arasında Vilfredo Pareto, Gaetano Mosca ve Robert Michels gibi isimler bulunur.

1848-1923 yılları arasında yaşamış İtalyan, iktisatçı-sosyolog Vilfredo Pareto, seçkini anlatırken insanların doğuştan gelen psikolojik özellikleri nedeniyle eşit olmadıklarını söyler. Toplumsal olarak üstün olanın olağanüstü yeteneklere sahip olması ve bu yeteneğin doğuştan gelmesi gerektiğini vurgular. Çünkü seçkinlerin topluma etkilerinin fazla olduğunu belirtir. Ayrıca toplumu azınlık olan siyasi seçkinlerin kontrol edip yönettiğini ileri sürer. Pareto, bu seçkinleri tilki ve aslana benzetir. Tilkiler daha yaratıcı, daha esnek ancak önemli değerleri ve ilkeleri sıklıkla feda edebilirken, aslanlar ise daha istikrarlı, kararlı ve öngörülebilen, güvenilir ancak katı olan kişiler olarak tanımlar. Pareto’nun değindiği önemli bir diğer kavram ise seçkinlerin dolaşımdır. Bu dolaşım seçkinler ile kitle arasındadır.  Pareto, “Seçkin olmak yetenek işidir ve babadan oğula aktarılamaz” der. Toplumsal hareketliliğin yeni seçkinler ortaya çıkardığını ve bunların toplumun alt tabakalarından kişiler olduğunu söyler. Ona göre toplumdaki değişimler bu kişilerin yer değiştirmesiyle olur. Pareto, yeni seçkinlerin birileri yükselirken diğerlerinin düşmesiyle ortaya çıktığını söyler.

Bir diğer klasik seçkinci düşünür olan Gaetano Mosca 1858-1941 yılları arasında İtalya’da yaşamıştır. Mosca, örgütlü ve güçlerini birleştirmiş bir azınlığın, örgütsüz bir çoğunluğu yönetebildiğini öne sürer. Örgütlü azınlık iktidarının karşı konulamaz bir nitelikte olduğunu belirten Mosca, yöneten ve yönetilen ilişkisini toplumun doğal karşıladığını ifade eder. Yönetenler ve yönetilenler arasındaki ayrımın toplumun temel özelliklerinden biri olduğunu vurgulayan Mosca, dolayısıyla iktidarın ne tek bir kişi tarafından ne de toplum tarafından sahip olunamayacak bir olgu olduğunu söyler.

Önemli klasik seçkinci düşünürlerden Robert Michels’de Pareto ve Mosca gibi sosyolojik yaklaşımlar sunarak İktidarın belli bir grubun elinde olduğunu savunmuştur. Michels, çalışmalarında siyasal seçkini tanımlarken siyasal örgütler piramidi teorisini kullanır. Teoriye göre siyasal ve diğer toplumsal örgütlerin iç yapısında kaçınılmaz olarak bir seçkin grubunun iktidarı ele geçirdiğini ve bu grubun yönetiminde merkeziyetçi bir yapı olarak ortaya çıkardığını savunur. Michels, bu piramitteki bazı kişilerin daha nitelikli oldukları için liderlik pozisyonuna geldiklerini söyler. Örneğin, parti örgütü içerisinde karar alırken üyelerin karar almaya direk dahil olmadıklarını, nitelikli bireylerin bu konuda daha etkili olduklarını belirtir.   Zaman içerisinde toplumda oligarşiye yol açan bu durumun “oligarşinin tunç yasası” olarak adlandırıldığını ifade eder. Michels, bireysel üstünlüklerin eğitimin bir sonucu olarak ortaya çıktığını dolayısıyla da çok sayıda avukatın, doktorun ve akademisyenin siyasi partiler içeresinde lider olarak yer almaya başladıklarını söyler.

Bir diğer yaklaşım ise “yakın seçkinci düşünürler” yaklaşımıdır. Bu düşünceye göre belirli bir grup ya da seçkin, toplumun geri kalanına kıyasla daha fazla etkiye sahiptir. Yaklaşımın öncüleri azınlığın iktidarını eleştirirken siyasal/toplumsal değişimi savunmuşlardır. Bu konuda liberal bir görüş geliştirdiklerini söyleyebiliriz. Yaklaşımın önemli düşünürlerinden biri de C. Wright Mılls’tir. 

Mılls, 1916-1962 yıllarında yaşamış, Amerikalı sosyolog ve toplumsal eleştirmen olarak bilinir.  Daha çok “Power Elite” adlı eseriyle tanınır. Toplumdaki güç dinamiklerini ve seçkinlerin rolünü derinlemesine incelemiştir.

Radikal seçkinci bir düşünür olarak da gösterilen Mılls, Amerika’yı iktidar olan seçkinlerin yönettiğini ve bu grupların teknolojik gelişmelere bağlı olarak zaman içerisinde değişebildikleri ileri sürer. Geçmişte daha küçük aileler veya kilisenin elinde olan iktidarın, günümüzde daha büyük ve ticari kaynaklı şirketlerin eline geçtiğini vurgular. Mılls, iktidar olan seçkinlerin denetimi elinde tuttuklarını, bu nedenle de tarafsız olmadıklarını düşünür. Bunların askeri, iktisadi ve siyasal kademelerde yer alan üst düzey yöneticiler olduklarını ve aralarında sıkı bir ilişki olduğunu ileri sürer. Bu ilişkiler neticesinde homojen seçkin bir grubun siyasal iktidarı paylaştığını savunur. Mılls, bu grupların yeteneklerinden ziyade şans ve imkanları bakımından ayrıcalıklı oldukları için dikkat çektiklerini düşünür. En iyi üniversitelerde okuyup seçkin çevreleri ile sosyalleşerek bu fırsatları yakaladıklarını ifade eder.

Geçmişten bugüne insanın toplumdaki yeri ve yönetilme biçimi sürekli tartışma konusu olmuştur. Ortak bir yaşam alanı içerisinde olan insanın toplumsal ihtiyaçları iktidar/devlet oluşumlarını ortaya çıkarmıştır. Buna bağlı olarak da seçkinler zümresi her daim kendini yönetimde ve toplumun içerisinde hissettirmiştir. Bunu bazen ikna yoluyla bazen ekonomik-kültürel-askeri vs. güçleri kullanarak gerçekleştirmişlerdir. Mılls’in görüşlerinden destekle geçmişte daha etkili ve entelektüel olan kişiler, iktidarı elinde tutarken günümüzde bu özelliklerin iktidarı elinde tutmada etkili olmadığını söyleyebiliriz. Artık seçkinlerin iktidar/toplum üzerinde söz sahibi olabildiğini görüyoruz. Son dönemlerde popüler olan Elon Musk ve Bill Gates gibi dünyayı etkileyen kişilerin, seçkin kavramına ayrı bir boyut kazandırdığı da bir gerçek. Dolayısıyla değişen koşullarla birlikte ekonomik, kültürel ve askeri etkilerin arasına teknolojik gelişmelerin de  eklenmesiyle yeni popüler seçkinler grubu ortaya çıkacaktır.  Zamanın koşullarına ve imkanlarına göre seçkin ve iktidar gruplarının değişebileceğini ve kendi çıkarları için toplumu etkileyeceklerini söyleyebiliriz. Bu bağlamda üzerinde durulması gereken konu ise gelecekte ortaya çıkabilecek seçkinlerin dünya barışını, huzurunu ve güvenliği tehdit edecek eylemlerde bulunmamalarıdır.

HANDAN İDELİ

Kaynakça

Pareto, V. (2018). Seçkinlerin Yükselişi ve Düşüşü. Ankara: Doğu Batı Yayınları çeviren: Merve Zeynep Doğan.

ACAR, F- USLU, H.( 2009) “Siyaset  Sosyolojisi” İstanbul; Babil Yayınları 

VERGİN, N. (2008) “Siyasetin Sosyolojisi”,  Elit Teorisis ve Siyasetin Belirleyiciliği içinde. İstanbul: Doğan Kitap