Müzeler, çoğunlukla kültürel mirası, sanatı ve bilimsel gelişimi yansıtan bir çok koleksiyona ev sahipliği yapmaktadır. Yalnızca tarihî eserleri sergilemekle kalmaz, aynı zamanda ziyaretçilere, farklı dönemlerin kültürlerini tanımalarına yardımcı olur. Louvre, British Museum, Uffizi ve Pergamon gibi dünyaca bilinen müzeler, sanatın, arkeolojinin ve bilimin en önemli örneklerini bir araya getirerek, geçmişin izlerini günümüze taşımaktadırlar. İnsanlığın ortak değerlerine ışık tutan bu müzeler, dünya çapında milyonlarca kişi tarafından ziyaret edilmektedir.
Louvre Müzesi

Fransa’nın başkenti Paris’te bulunan ve dünyanın en tanınmış, en büyük müzelerinden biri olan Louvre, 12 yy’da Philippe Augustie tarafından Viking saldırılarına karşı Paris’i korumak amacıyla bir kale olarak inşaa edilmiş. Daha sonra Kral I. François döneminde rönesans tarzında yeniden inşaa edilerek kraliyet sarayına dönüştürülmüş. Günümüze kadar Fransız kralları ve imparatorları tarafından sürekli geliştirilen Louvre, 1793’te Fransız Devrim’i sırasında sanat eserlerinin halka açılmasından sonra müzeye dönüştürülür. Aynı zamanda ilk devlet müzesi olarak da bilinmektedir.
Dünyanın en çok ziyaretçi çeken müzelerinden biri olan Louvre, Barok sanatının en etkin eserlerinden biridir. Paris’te yaklaşık 60.600 metre kare alanı kaplayan müze, “Sully Kanadı”, “Denon Kanadı”, “Richelieu Kanadı” şeklinde üç ayrı kanattan oluşmaktadır. Kanatların içerisinde günümüze kadar gelen 35 bin eser sergilenmektedir. Müzede Fransız Tabloları, Fransız Heykelleri, Antik Mısır, Antik Yunan, Doğu Sanatı, İtalyan Tabloları, İtalyan Heykelleri, Flemenk Resimleri, İslam Sanatı gibi koleksiyonlar yer almaktadır. Ayrıca müzede ziyaretçilerin ilgisine çeken, Leonarda Da Vinci’nin Mona Lisa Tablosu, Yunan heykel sanatının önemli eserlerinden bir olan Vénus de Milo, Veronese’nin önemli eseri “The Wedding” at Cana (Cana’daki Düğün), Hermes Heykeli, Zeus Heykeli, Velletri Athenası, Cupid’in Öpücüğüyle Canlanan Psyche Heykeli, Hammurabi Kanunları, Büyük Sfenks gibi önemli eserler yer almaktadır.
British Museum

Dünyanın en eski ulusal halk müzelerinden olan British Museum, İngiltere’nin başkenti Londra’da 1753’te kurulmuş ancak 1759’da halka açılabilmiştir. British Museum, ingiliz soylularından Sir Hans Sloane ait 69,352 parçadan oluşan el yazması, doğa tarihi gibi erelerin yer aldığı sanat koleksiyonlarının bağışlanmasıyla oluşturulmuştur. Genellikle Antik Çağ yapıtları ve etnografya eserlerinin yer aldığı müzenin bünyesinde yaklaşık 7 milyon eser bulunmaktadır. Müze, başlangıçta sadece elitlerin ve bilim insanlarının ziyareti için düşünülürken zamanla tüm halkın erişimine açılmıştır.
Müze içerisinde, İngiltere tarihine ait eserler, Afrika, Okyanusya ve Amerika Koleksiyonları, Asya Sanatları, Antik Yakın Doğu, Antik Mısır, Yunan, Roma ve Etrüsk Sanatları, İslam Sanatı, Baskılar ve Çizimler, Ortadoğu, Sikkeler ve madalyalar gibi eserlerin sergilendiği bölümler yer almaktadır. British Museum’da ziyaretçilerin ilgisini çeken eserler arasında Rosetta Taşı, Parthenon Heykelleri, Oxus Hazinesi, Katebet Mumyası, Lewis Satranç Figürleri, Ur Oyunu ve Lion Hunt Rölyefleri yer alıyor.
Metropolitan Müzesi

The Met olarak da bilinen Metropolitan Müzesi Amerika’nın ve dünyanın en önemli müzelerinden biridir. New York’ta yer alan müze, The Metropolitan Museum of Art, ismiyle 1870 yılında New York’lu sanayicilere ait koleksiyonların toplanmasıyla oluşturulmuştur. The Met, günümüze kadar 5000 yıllık döneme ait Yunan ve Eski Roma, Afrika Sanatı, Amerika Sanatı, Avrupa Sanatı, Asya Sanatı, Mısır Sanatı, Modern ve Çağdaş Sanat gibi farklı kültürlerden eserlerin yer aldığı zengin bir koleksiyona sahiptir. Müze, dünya sanatının en önemli eserlerinden bazılarına ev sahipliği yaptığı için sanatseverler, araştırmacılar ve kültür meraklılarının vazgeçemediği bir merkezdir.
Müzenin, Manhattan’da yer alan The Cloisters manastırında, orta çağ eserleriyle düzenlenmiş bahçelerin bulunduğu ek binalar bulunmaktadır. Farklı kültürlere ait eserlerin yer aldığı bu binalar, müzenin büyüklüğünü ve çeşitliliğini gözler önüne sermektedir. Metropolitan müzesinde, Antik Mısır Koleksiyonundan Dendur Tapınağı, Kral VIII. Henry’nin Zırhı, Çin Budist Heykeli, Jackson Pollock – No. 3, Van Gogh – Buğday Tarlası ve Selvi Ağaçları, Medusa’nın Başı ile Perseus, İnsan başlı kanatlı boğa ve kanatlı aslan, Astor Çin Bahçe Mahkemesi, Hindistan’ın Gujarat kentindeki 16. yüzyıldan kalma bir Jain tapınağı, Rembrandt – Aristoteles Homeros’un Büstüne Bakarken, gibi önemli eserler yer alıyor.
Ermitaj (Hermitage) Müzesi

Ermitaj Müzesi, Rusya’nın St. Petersburg kentinde 1764 yılında Çariçe II. Katerina tarafından kurulmuş, ancak 1852 yılında halkın hizmetine açılmıştır. II. Katerina’nın Avrupa’dan getirdiği 255 parçalık tablodan oluşturulan müze, şu anda yaklaşık 3 milyon eserin bulunduğu dev bir koleksiyona sahiptir. Ancak bu koleksiyonların çok az bir kısmı sergilenebilmektedir. Ayrıca Ermitaj Müzesi dünyanın en büyük resim koleksiyonuna sahiptir.
Müze Rus imparatorlarına ait Kışlık Saray, Küçük, Eski ve Yeni Ermitaj olmak üzere altı tarihi binadan oluşuyor. Ermitaj müzesinde 13. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar uzanan Batı Avrupa ve Rus sanatçılarının eserleri yer almaktadır.
Leonardo da Vinci – Meryem ve Çocuk İsa ve Benois Madonna, Antonio Canova – Üç Güzeller, Camille Pissarro – Bir Kış Sabahı Montmartre Bulvarı, Rembrandt – Savurgan Oğul’un Dönüşü ve Flora, Vincent Van Gogh – Spectators in the Arena at Arles ve Geceleyin Beyaz Ev, Edgar Degas – Place de la Concorde, Giorgione – Judith gibi tablolar da Ermitaj müzesinde yer alan önemli eserlerdir.
Pergamon (Bergama) Müzesi

Pergamon müzesi, Berlin’de bulunan müzeler Adası’nda ki beş müzeden biridir. Berlin müzesinden çıkarılan bazı eserlerin depolanması için kullanılan müzenin şu anda bulunduğu alana, Mimar Alfred Messel, üç kanatlı yeni bir bina yapmayı planlamaktaydı ancak projeyi tamamlayamadan ölür. Messel’in yakın arkadaşı Ludwig Hoffmann Projenin başına getirilir. 1903’te başlayan müzenin inşaası, birinci dünya savaşından dolayı 1930’da tamamlanır. Alman arkeologların Bergama, Milet, Didim, Priene ve Magnesia, Hattutaş, Babil ve Asur’da ki kazı çalışmalarında buldukları eserlerin Berlin’e gönderilmesiyle müze yeniden inşaa edilir. Arkeologların bu bölgelerdeki çalışmalarından dolayı müzeye Pergamon (Bergama) ismi verilir.
Pergamon müzesi, Yunan ve Roma eserlerinin yer aldığı Antik Eserler Koleksiyonu, Ön Asya Müzesi ve İslam Sanatları müzesi bölümlerinden oluşan üç kanatlı bir binadır. Müzede özellikle Mezopotamya, Suriye ve Anadolu bölgelerinden toplanan 6.000 yıllık kültürü yansıtan eserler sergileniyor. Pergamon Antik Kenti, Akropol Ören yeri, Zeus Sunağı, 7 kiliseler, Kozak Yaylası, Asklepion Ören Yeri, Mısır Tanrıları Tapınağı şeklinde sınıflandırılan Pergamon Müzesinde, Nymphe Heykeli, Medusa Mozaiği, Nike Heykeli, Sokrates Büstü, Ksenephon Büstü, Genç Erkek Heykeli, Fortuna Heykeli, Yılanlı Sütun, Demeter Kabartması gibi önemli eserler sergilenmektedir.
Uffizi Müzesi

Uffizi Müzesi, İtalya’nın Floransa şehrinde bulunan tarihi müzelerinden biridir. 1500’lü yıllarda inşa edilen müzenin temeli, Floransa’daki Medici ailesinin koleksiyonlarına dayanmaktadır. Koleksiyonlar arasında İtalyan Rönesans dönemine ait önemli eserler yer alıyor. Giorgio Vasari tarafından tasarlanan müzenin başlarda kullanım amacı, Cosimo I de’ Medici’nin Floransa’daki sulh yargıçları ofislerine yer sağlamaktır. Cosimo’nun oğlu Francis iktidara geldiğinde, binanın tepesinde değerli tablolarını ve heykellerini saklayabileceği bir galeri eklemesi için mimar Bernardo Buontalenti’yi görevlendirir.
Müzedeki ilk koleksiyonlar I. Ferdinand hükümetinin yeni parçalar eklemesiyle iyice genişler. Daha sonra Floransa Dükalığı’nın hükümdarı Francesco I de’ Medici, hükümet binalarının üst katlarını sanat koleksiyonları için ayırmaya karar verir ve Uffizi’nin sanat müzesine dönüşmesinin ilk adımı bu şekilde atılmış olur. 18. yy’da Medici ailesi, kendi koleksiyonlarında daha fazla eserin sergilenebilmesi için müzeyi biraz daha genişletir.
13. yüzyıldan 18. yüzyıla kadar uzanan döneme ait önemli eserlerin yer aldığı Uffizi Müzesinde, Sandro Botticelli, “Nascita di Venere” (Venüs’ün Doğuşu), Michelangelo Buonarroti, “Tondo Doni” (Doni Ailesi), Leonardo Da Vinci, “Annunciazione” (Duyuru), Caravaggio, “Medusa”, Piero della Francesca, “Duchi di Urbino Federico da Montefeltro e Battista Sforza”, Raffaello Sanzio, “Madonna del Cardellino” (Saka Kuşu Madonnası), Tiziano, “Venere di Urbino” (Urbino Venüsü), Giotto, “Maestà di Ognissanti” (Tüm Azizlerin Majestesi), Rosso Fiorentino, “Angelo Musicante” (Lavta Çalan Melek), Artemisia Gentileschi, “Giuditta che decapita Oloferne” (Judith Holofernes’in Kafasını Kesiyor gibi önemli eserler sergileniyor.
İslam Eserleri Müzesi

İslam Eserleri Müzesi, Katar’ın Başkent’i Doha’da körfezin kıyısında 35 bin metre karelik bir alanda, içi doldurulmuş yapay bir ada üzerinde inşaa edilir. 2008 yılında ziyaretçilere açılan müzenin tasarımcısı, 91 yaşındaki Pritzker Ödüllü, Louvre Piramidi’nin mimarı Ieoh Ming Pei’dir. Pei, emekli olmasına rağmen ısrarlar üzerine müzeyi tasarlamayı kabul etmiştir. Tasarımına başlamadan önce bir çok islam ülkesini gezen ünlü mimar, özellikle Kahire’de bulunan Tolunoğlu cami avlusu içerisindeki 13. yüzyıla ait sebilden etkilenmiş. Post modern tarzda oluşturlan müze, 5 katlı olup 18 adet sergi odası sahiptir. En üst katının burkalı kadın görüntüsüne benzetilmesinden dolayı Katar’ın simgesi haline gelmiştir.
Müzede, Katar kraliyet ailesinin 1980’lerden beri topladığı ve İslam tarihine ait 7. yüzyılla 19. yüzyıl arasındaki el yazmaları, dokumalar, metal, cam ve seramik objelerden oluşan bir koleksiyon sergilenir. Ortadoğu ülkeleri, Türkiye, İspanya, Mısır, Hindistan, Orta Asya ve Osmanlı imparatorluğu dönemine ait olan koleksiyonlar arasında, dokumalar, el yazmaları, seramik, mücevher, ahşap ve cam eserler gibi objeler yer almaktadır. Sergilenen eserler arasında Kanuni Sultan Süleyman’a ait bir ferman ve Fatih Sultan Mehmet’in portesi yer alır.






Cevap Yaz
Yorumları Görüntüle