Sakıp Sabancı Müzesi’nin Atlı Köşk’ü, dokuz ay süren kapsamlı bir restorasyon sonrası 7 Aralık cumartesi günü ziyaretçileriyle buluşmaya hazır.

Kraliçe Victoria'nın hüküm sürdüğü dönemde Birleşik Krallık şairliği yapmış ünlü İngiliz Alfred Tennyson'un şiirinden esinlenilerek yapılmış bir resimdir. Viktoryen dönemin ressamları, eserlerini şiir, edebiyat ve mitolojiden esinlenerek yapmayı seçmişlerdir. John William Waterhouse da bu ressamların başında gelir. Defalarca resmettiği bu eserde Leydi'nin hayatı, yolculuğu, ölümü ve hissettikleri muhteşem bir şekilde betimleniyor. Dönemin ressamlarının kullandığı parlak renkler, semboller ve doğanın tasviri ve öyküleyici anlatımın etkisi bizi büyülü bir dünyaya götürür.

Kübizm'in en önemli temsilcisi, Pablo Picasso 1881 yılında İspanya'nın Malaga şehrinde doğmuştur. Picasso'nun kullandığı ilk kelime ispanyolca kalem anlamına gelen "lapiz" kelimesi olmuştur. Babasının resim öğretmeni olmasından da etkilenir ve 13 yaşına geldiğinde artık babasından daha iyi resim yapar hale gelmiştir. Bu sırada kız kardeşini difteri hastalığından kaybetmesi Pablo da derin yaralar açmıştır.

Frida Kahlo popüler kültürün en büyük sembollerinden biridir. Bazen bir çanta baskısında ya da kupa bardakların üstünde resmini görebiliriz. Hayatı bu süslü objelerden ibaretmiş gibi gözükür. Oysa Time dergisi Kahlo'nun sanatını fırça ve boya ile yazılmış acı verici bir otobiyografi olarak özetler.

Günümüzde yaşıyor olsa belki de insanların deli olarak itham edeceği ard izlenimci (Post Empresyonist) ünlü ressam Vincent Van Gogh 30 Mart 1853 yılında Hollanda da dünyaya gelmiştir. Adını ölü doğan abisinden alır. Ailesinin kökenleri 16.yy kadar dayanır. Akıl sağlığı problemleri aile soyundan gelir. Kardeşi Theo'ya yazmış olduğu 600 mektup yaşamı hakkında bize önemli bilgiler vermektedir.